Close

6 Aralık 2015

Diyabet- Şeker Hastalığı

1- TANIM VE SINIFLANDIRMA

Diyabet, insülinin yokluğu, az salgılanması veya hedef hücrelerin insüline karşı direncine bağlı olarak kan şekeri konsantrasyonunun kronik olarak yüksek seyrettiği bir hastalıktır.

Dünya Sağlık Örgütü (WHO)’nün kriterlerine göre venöz kanda açlık kan şekeri 140 mg/dl’yi geçerse veya 75gr’lık şeker yüklemesinden 2 saat sonra 200 mg/dl ve üzerinde bulunursa diyabet teşhisi konulur.1997 yılında Amerikan Diyabet Birliği (ADA) bu kriterleri revize etmiş ve açlık kan şekeri sınırının 126 mg/dl’ye çekilmesini tavsiye etmiştir.
Diyabetin iki ana şekli Tip1 veya insüline bağımlı diyabet ( IDDM) ve Tip2 veya insüline bağımlı olmayan diyabettir ( NIDDM). Tip1 diyabet genelde çocukluk ve ergenlik çağında görülüp tüm diyabet vakalarının yüzde 20’sini oluştururken, Tip 2 diyabet orta ve ileri yaşta ortaya çıkıp Avrupa ve Kuzey Amerika’daki diyabet vakalarının yüzde 80’ini oluşturmaktadır.

 

2- BELİRTİLER

Diyabetin teşhisi sırasında en sık rastlanan klinik bulgulardan bazıları aşağıdadır

–Sık idrara çıkma ve ağız kuruluğu ( Tip1 diyabette daha sık)

–Güçsüzlük veya yorgunluk ( Tip1 diyabette daha sık )

–Çok yemeye rağmen kilo kaybı ( Genellikle tip1 diyabette )

–Bulanık görme ( Tip2 diyabette daha sık )

–Periferik nöropati ( Tip2 diyabette daha sık )

–Yaygın kaşıntı veya mantar hastalıkları ( Tip2 diyabette daha sık )

3- TEDAVİ

Diyabet tanısı konulan hastaya ilk olarak ideal kilosuna göre kalori içeren, yeterli protein bulunduran ( % 10 – 20 ) ve enerjinin % 40 ila 60’ının karbonhidratlardan sağlandığı bir diyet verilmelidir. Kepek, yulaf, bakliyat, elma gibi gıdalardan yararlanılarak günlük diyetin lif oranı artırılmalıdır.Ayrıca egzersiz ve sigarayı bırakmak gibi hayat tarzı değişiklikleri de diyabetin tedavisinde önemli rol oynar.

Hiperglisemi diyet ve egzersizle kontrol edilemiyorsa Tip2 diyabetiklerde oral hipoglisemik ilaçlara başvurulur.Tip1 ( IDDM) hastaların tümünde ve Tip2 (NIDDM) diyabetiklerin bir kısmında insülin kullanılır. İnsülin tedavisinde kısa, orta, uzun etkili veya bunların karışımlarını içeren insülin preparatları hastanın ihtiyacına göre düzenlenerek kullanılır.

Kan şekeri kontrolünde hedef glikolize hemoglobin ( HgA1c) seviyesini normal aralıkta tutmaktır. Eğer bu hedef tutturulamazsa diyabete bağlı uzun dönem komplikasyonların görülme sıklığı artar.

4- DİYABETİN GEÇ DÖNEM KRONİK KOMPLİKASYONLARI

Makrovasküler komplikasyonlar ( ateroskleroz ) sonucu kangren, koroner arter hastalığı, inme ve klodikasyon gelişebilir.Mikrovasküler komplikasyonlar göz, böbrek, kalp ve sinir sistemini tutar.
-Göz
Diyabetik katarakt
Diyabetik retinopati
Glokom
-Böbrek
Mikroalbuminüri
Diyabetik nefropati
-Diyabetik ayak
Kangren
-Diyabetik nöropati
Periferik nöropati ( uyuşma, ağrı, yanma hissi v.b.)

 

Otonomik nöropati ( mide boşalmasında gecikme,
kabızlık, ishal, emilim bozuklukları,ortostatik hipotansiyon, mesane disfonksiyonu, erkeklerde erektil disfonksiyon v.b.)

-Kardiyovasküler

Diyabetik lipid bozukluklari

Kardiyomiyopati

Koroner arter hastaligi / Hipertansiyon

-Cilt

Diyabetik dermopati

Necrobiosis lipoidica diabeticorum

Mantar enfeksiyonlari

 

1-ÇOCUKLARDA DİYABET

Çocuklar ve gençlerde görülen çok büyük bir çoğunlukla diyabet Tip1 ( insüline bağımlı ) diyabettir. Tip1 diyabet tüm diyabet vakalarının % 20sini oluşturur, % 80’i Tip2 diyabettir. Aktüel istatistiki verilere göre 20 yaş altında diyabet görülme sıklığı % 0,2, 20 yaş üzerinde % 8,6 ve 65 yaş üzerinde %20 dolaylarındadır. Yine genetik faktörler ve çevre faktörleri sebebiyle Finlandiya ve İsveç gibi İskandinav ülkeleriyle, Japonya,Kore ve Çin gibi Pasifik Okyanusu ülkelerinde Tip1 diyabet çok daha fazla görülür.Tip1 diyabet hastaları insülin üretemedikleri için kendilerine insülin enjekte etmek mecburiyetindedirler, bu yüzden insüline bağımlı diyabet ismi kullanılır. Her zaman olmasa da, Tip1 diyabetikler bazen şeker hastası olduklarını diyabetik ketoasidoz adı verilen bulantı, kusma, karın ağrısı,tansiyon düşmesi, şuur bulanıklığı ve komaya kadar gidebilen çok ciddi bir tıbbı durum sonrası öğrenirler ve yoğun bakımda müdahele sonucu normal hayatlarına döndürülürler.Komplikasyon açısından Tip1 diyabet hastalarında diyalize kadar giden böbrek yetmezliği Tip2 diyabet hastalarına oranla 15-20 kat daha fazla görülür; kalp-damar hastalıkları ise Tip2 diyabetteki kadar olmasa da ikinci büyük komplikasyon grubunu oluşturur.

 

2-DİYABET VE KALP KRİZİ RİSKİ

Kalp-damar hastalıkları riski Tip1 diyabette de, Tip2 diyabette de artmıştır. Diyabet hastalığı kişinin yaşam beklentisi genelde % 25 azaltırken, Tip 1 diyabette kalp damar hastalıkları tüm ölümlerin %15’ini teşkil eder; bu oran Tip2 diyabette % 58’e kadar yükselir! Amerikan Kalp Vakfı diyabet hastalığını sigara kullanımı, yüksek tansiyon veya kolesterol yüksekliği kadar tehlikeli bir risk faktörü olarak sınıflandırmıştır. Büyük epidemiyolojik çalışmalarda şeker hastası olan kişilerde kalp-damar hastalığı, enfarktüs ve ani ölüm riskinin normal kişilerinkinden 2 ila 5 kat daha fazla olduğu tespit edilmiştir. Diyabetiklerde ” sessiz iskemi” tabir edilen koroner spazm veya enfarktüs sırasında göğüs ağrısı şikayetinin olmaması ayrıca bir risk faktörüdür ve bu hastaların kardiyak açıdan çok dikkatli tetkik edilmelerini gerektirir. Diyabet hastalarında tansiyon ve kolesterol değerlerinin çok sıkı takip edilip normal popülasyon için tavsiye edilen değerlerin de altında tutulması bu hastaların kalp-damar hastalığı riskini azaltabilecek tek şeydir.