Close

16 Nisan 2018

Check-up

Belirgin bir şikayet yaratmasa da gizliden gizliye oluşmaya başlayan rahatsızlıkları henüz erken safhada saptamak amacı ile yapılan muayene ve tetkikler check-up’ın ana fikridir.

Bazı hastalıkların, öncelikle de kronik hastalıkların çoğunun, belirtisiz ya da günlük yorgunluk ve sıkıntılara bağlı olduğu düşünülen hafif semptomlarla seyrettiği bir dönem vardır. Özellikle de karaciğer hastalıkları, böbrek fonksiyonu bozuklukları, metabolik rahatsızlıklar ve romatizmal hastalıklar uzun süre belirti vermeden sinsice varlıklarını sürdürebilirler.

Modern tıpta amaç, hastalık ortaya çıkmadan önce gerekli önlemleri alarak kişinin sağlıklı kalmasını sağlamaktır. Çünkü bir kez organ rezervleri tükenip hastalık ortaya çıkınca hem tedavisi zor ve maddi açıdan külfetli olabilmekte, hem de kalıcı hasar oluşmuş olduğundan sağlığımız artık kronik olarak bozulmuş olmaktadır. İşte bu nedenle, hiçbir şikayeti bulunmasa da her kişi belirli periyotlarla sağlık kontrolünden geçmelidir.

Günümüzde dahiliye kliniklerinde rastladığımız hastalıkların büyük çoğunluğunu kalıtsal hastalıklar ya da sonradan edinilen belli başlı birkaç hastalık veya organ/sistem bozukluğu oluşturur. Bu hastalıkları obezite (şişmanlık), kalp-damar sistemi hastalıkları, diyabet, lipid metabolizması ( kan yağları ) bozuklukları, ve kanser türleri olarak ana başlıklara ayırabiliriz. Irsiyetin bir risk faktörü olarak kabul edildiği hastalıklar ( diyabet, kalp krizi, tiroid bezi hastalıkları, meme kanseri v.b. ) birinci dereceden yakınlarımızda mevcutsa, düzenli aralıklarla check-up yaptırtarak sağlığımızı korumalıyız.

Check-up kişinin cinsiyetine, yaşına, risk faktörlerine ve sahip olduğu genetik mirasına bağlı olarak kişiye sağlığı hakkında tüm organ sistemleriyle ilgili yeterli bilgi verebilecek kapsamda olmalıdır. Maalesef çeşitli sağlık kuruluşları tarafından cezbedici fiyatlarla sunulan check-up “paketleri” istenilen bu bilgileri vermekten çok uzaktır; kağıt üzerinde her şey normalmiş gibi gözükürken sağlığımızı hızla yitiriyor olabiliriz. Kişiye özel check-up’ta oksidatif stresin ölçülmesi, mikrobiotanın değerlendirilmesi, toksik yükün belirlenmesi, omega 3 indeksinin ölçümü v.s. gibi belki de size daha önce hiç uygulanmamış tetkiklere ve gerek duyulursa genetik analizlere başvurulur. Elde edilen değerli veriler sayesinde vücudun “doğal iyileşme gücünü” engelleyen etkenler saptanarak kişiye özel bir tedavi protokolü hazırlanır.